Asgari ücrete yakın bir maaşla çalıştığım dönemde bana "ayda 1000 lira biriktir" deseler gülerdim. Ay sonunu getirmek bile mesele oluyordu. Ama bir noktada şunu fark ettim: param bitmiyordu, sadece nereye gittiğini bilmiyordum. Aşağıda anlattığım şeyler benim iki yıl boyunca deneyip yanıldığım, bir kısmını da yakın çevremde işe yaradığını gördüğüm yöntemler. Kitaptan okuyup aktardığım teoriler değil.
1000 lira, günde yaklaşık 33 lira. Bunu tek bir kalemden kesmeye çalışırsanız zorlanırsınız; genelde beş altı küçük kalemin toplamından çıkar. Bende çıktığı yerler şunlardı: sabah aldığım kahve, market alışverişindeki plansızlık, kullanmadığım iki abonelik ve "zaten indirimdeydi" diye alınan şeyler. Tek tek bakınca hiçbiri ciddi görünmüyordu.
Bir ay boyunca hiçbir şeyi değiştirmeden kaydet. İlk hatam hemen kısıtlamaya başlamak olmuştu; üç gün dayandım. Bunun yerine 30 gün boyunca harcadığım her kuruşu not ettim. Kısıtlama yok, yorum yok, sadece kayıt. Ay sonunda karşıma çıkan tablo beni gerçekten şaşırttı — dışarıda yediğim öğünlere ödediğim para, kirama giden paranın yarısına yakındı. Harcama takibi için ayrı yöntemler var, telefondaki not uygulaması bile başlangıç için yeterli.
Harcamaları üç kutuya ayır. Zorunlu (kira, fatura, ulaşım, temel market), yarı zorunlu (giyim, sağlık dışı bakım, hediye) ve tamamen isteğe bağlı (dışarıda yemek, abonelikler, hobiler). Gider kategorilerini ayırmak, kesinti yapacağınız yeri kendiliğinden gösteriyor. Ben ilk elemeyi hep üçüncü kutuda yaptım, çünkü orada acı en az.
Maaş gelir gelmez tasarrufu ayır. Bu, benim için en kritik değişiklikti. "Ay sonunda ne kalırsa" diye beklediğim aylarda hiçbir şey kalmıyordu. Sonra sırayı tersine çevirdim: para hesaba düştüğü gün 1000 lirayı başka bir hesaba aktardım, sonra kalanla yaşadım. İnanılmaz ama kalanla yaşamayı öğrendim. Buna kendini ilk ödeme mantığı deniyor ve 50/30/20 gibi bütçe kurallarının temeli de bu.
Marketi listeyle ve tok karnına dolaş. Klişe ama ölçtüm: listesiz gittiğim alışverişlerde sepetim ortalama üçte bir daha pahalı çıkıyordu. Haftada bir büyük alışveriş yapıp ara günlerde markete hiç girmemek de ayrı bir tasarruf kalemi. Ara girişlerde hep "bir şey daha" oluyor.
Aboneliklerini tek tek gözden geçir. Kredi kartı ekstremi açıp otomatik ödemelere baktığımda üç tanesini aylardır kullanmadığımı gördüm. İkisini iptal ettim, birini aile paketine çevirdim. Tek hamlede aylık 200 liraya yakın bir alan açıldı.
Öğle yemeği ve kahve düzenini yeniden kur. Tamamen bırakmayı önermiyorum, sürdürülebilir olmuyor. Ben haftada beş gün dışarıda yemek yerine iki güne indirdim, kalan üç günü evden götürdüm. Kahvede de aynısını yaptım. Kendimi mahrum bırakmadım ama rakam ciddi biçimde düştü.
Faturaları ve borçları ayrıca ele al. Elektrik ve internet tarifemi karşılaştırdım, internette daha uygun bir pakete geçtim. Bunun yanında yüksek faizli bir kart borcum vardı; onu kapatmadan biriktirdiğim para aslında eriyordu. Borç yönetimi ile tasarruf aynı masada oturmalı — faiz oranı, mevduat getirinizden yüksekse önce borç kapanır.
Biriken parayı görünmez yap. Aynı bankada, kolayca eriştiğim bir hesapta tuttuğum sürece harcadım. Vadeli bir hesaba, ayrı bir kuruma taşıdığım ay itibarıyla dokunmayı bıraktım. Bu paranın ilk hedefi yatırım değil, acil durum fonu olsun; en az üç aylık zorunlu giderinizi karşılayacak kadar birikince yatırım konuşulur.
Haftada 15 dakika kontrol koy. Cumartesi sabahları oturup o haftanın harcamalarına bakıyorum. Ayda bir bakmak çok geç; hata yaptığınızı ancak ay bittikten sonra görüyorsunuz. Haftalık kontrol alışkanlığı sayesinde sapmaları aynı hafta içinde toparlıyorum.
Gideri kısmanın sınırına gelince gelire bak. Bir yerden sonra kesecek yer kalmıyor. Benim durumumda 1000 liranın son 250-300 lirası kesintiden değil, hafta sonu yaptığım küçük bir yan işten geldi. Yan gelir fikirleri konusunda kendinize dürüst olun; zaman ayırabileceğiniz bir şey olsun.